Tüm Alanlar

ten-tene-temas-1200x408.jpg

9 Mayıs 2021 Ten Tene Temas

Ten Tene Temas Temel Bir İnsanlık Hakkıdır 

Bir bebek dünyada ilk çığlığının ardından nefes nefese tutunacak bir yer arar, avuçlarına dokunan;

  • Doğum sonrasında birden dört aya kadar olan emzirmede kayda değer istatistiksel pozitif bir etkinin olduğu
  • Ten Tene Temas’ın emzirme süresini arttırdığı
  • Erken doğan bebeklerde erken Ten Tene Temas ile daha iyi solunum sağlandığı
  • Erken doğan bebeklerde erken Ten Tene Temas ile doğumdan sonraki 75-90 dakikada kan şekeri değerinin önemli derecede yüksek olduğu gözlenmiştir.

Doğumdan hemen sonar Ten Tene Temas sağlanırsa toplumu oluşturan bireylerin hayata gözlerini açtıkları andaki ilk sevgi ve güven duygusu karşılanmış olur. Bunun yaratacağı olumlu katkılar daha ileri ki yıllarda yapılacak araştırmalarla ortaya konacaktır

Doğumdan sonra bebeğin yeri annenin yanı!

Doğumdan sonra bebek ilk olarak annesi ile temas ettirilmeli ve emzirme için limitsiz bir imkanı olmalı. Bunun için anne adayları bilinçli olması ve ilk teması talep etmelidir. Bebek dünyaya geldikten sonra, annenin göğsünde yatmalı ve gerekirse bebeğin üzeri havlu ile örtülebilir. Bebek, ilk olarak annenin teniyle ve sesiyle tanışmalıdır. Bebeğin doğumdan sonra sarıp sarmalanması, havlular içinde uyutulması yerine anne kucağına verilmesi ve bebeğin ”doğal kuvözünde” olması oldukça önemli…

Acil durum olmadığı sürece bebek doğar doğmaz kucağınıza verilmesini talep edin…

Bebek, ilk önce annenin tenine temas etmelidir. Doğumdan sonra sakinleşmesi için annesinin tenine ihtiyacı vardır. Bebeğin annesinin sesine ve tenine ihtiyacı olduğunu unutmayın.


doğum-kasilmalari-1200x408.jpg

Doğum Kasılmaları İlk Nasıl Başlar?

Doğum süreci anne adayları için çok streslidir. Özellikle ilk bebeğini dünyaya getirecekler için bu süreç daha telaşlı geçer. Yaklaşan doğumun ilk işaretlerinden biri “Nişan” gelmesidir.. Bu durumda hafif kanlı vajinal mukus ile karışık bir pedlik bir akıntı gelir. Doğum kasılmaları da bu belirtiler arasındadır.

Bazı anne adaylarında doğum kasılmalarından önce bu belirtiler ortaya çıkar. Bazı kadınlarda da kasılmalar daha önce ortaya çıkacaktır. Yani bu durum her anne adayında değişik olabilir. Doğum kasılmaları doğum anının yaklaştığını bildirir. Bu sancılar Braxton Hicks kasılmaları dediğimiz doğuma hazırlayıcı kısa süren kasılmalar gerçek doğum dalgalarından farklıdır. Bu kasılmalar kısa sürer düzenli değildir ve şiddeti daha düşüktür. Daha sonra da düzenli aralıklarla gelir, 1 dakika kadar sürer ve sonrasında ağrı kesicilerin salgılandığı bir dinlenme dönemine girer sonra yine 1 dakika süren yavaş yavaş artan ve azalan bir kasılma gelir. Bu tıpkı deniz dalgalarına benzetilebilir. Fizyolojik bir doğumda bir dakika süren her iki doğum dalgasının arasında yine vücudumuz tarafından salgılanan ağrı kesici ve gevşetici hormonlar salgılanır.

Bu süreçte yalancı doğum kasılmaları da görülecektir. Yalancı doğum kasılmaları pozisyonunuz değiştiğinde ya da masaj yapıldığında duşa girildiğinde geçecektir , uzanıp dinlenmeniz yeterlidir. Anne adayı için yalancı kasılmalar rahmin doğal yapısının korunması ve plasentaya olan kan akışının düzenlenmesi adına önemlidir.

Gerçek doğum dalgaları başladığında anne adayının saate bakarak doğum kasılmalarının kaç dakika aralıklarla geldiği ve kaç dakika sürdüğünü izlemesi gerekir. Bazı kişilerde doğum kasılması sırt bölgesinde ağrıya yol açabilir. Anne adayı sırt bölgesinde bir ağırlık olduğunu hissedebilir. Bu ağrıyı rahatlatmak için bel bölgesine masaj yapılabilir veya duşa girerek ağrıyı rahatlatabilir. Doğum süresi her anne adayında farklı olabilir. Bu bebeğin annenin doğum kanalında ilerleyişine bağlıdır. Gerçek doğum kasılmaları bebeğin bu ilerleyişine yardımcı olarak annenin bebeğe kavuşmasını sağlayan en önemli unsurdur. Doğumun nasıl başladığı henüz tibben aydınlatılmamış bir konudur. Ancak doğum dalgalarının ilerlemesinde oksitosin hormonu çok önemlidir. Oksitosin hormonu “mutluluk hormonu olarakta bilinir. Doğum sırasında salgılanır, doğumun ilerlemesinde çok önemli bir rolü vardır. Oksitosin hormonu mahremiyet, güven hissi sağlanmayan doğumlarda salgılanmaz ve doğumun ilerlemesi durur.

Doğum kasılmaları nasıl olur?

Hamilelik döneminin sonunda anne adayları artarak devam eden kasılmalar yaşar. Bu kasılmalar giderek düzenli hale gelir. İlk başlarda kasılmalar sırt ya da bel bölgesine etki eden adet sancılarına benzer. Ancak doğum süresi yaklaştıkça bu kasılmalar 1 dakika kadar sürer ve bebeği doğum kanalına doğru iter.

Doğum sancıları bir süre sonra her 3-4 dakikada bir hissedilmektedir. Kasılma sıklığı ve şiddetine göre bebeğin dış dünyaya karşı korunmasını sağlayan nişan düşer ve az miktarda kanama olur. Kanama hafif kanlı akıntı şeklinde ortaya çıkar. Daha sonra anne adaylarının suyu gelebilir. Bebeğin yer aldığı su dolu kese doğum sırasında kendiliğinden açılabilir veya doktor tarafından açılabilir bu ağrılı bir işlem değildir. Ancak bu durum bazı anne adaylarında yaşanmayabilir. Yani bebeklerin bazılarında içinde bulundukları su dolu kese doğuma kadar sağlam yapısını koruyabilir. Bazı doğumlarda bebekler söz konusu kese içinde dünyaya gelebilir.

Doğum kasılmaları her anne adayında aynı şiddette ortaya çıkmaz. Bazı kadınların kasılmaları algılaması daha hafif olabilir. Bu kişilerde doğum sancısı çok hafif şekilde geçecektir. Doğum sancılarını hissetmeye başladığınız an ağrı sıklığı ve süresini kayıt altına alarak doktorunuza bildirmelisiniz. Bu durumda NST adı verilen bir cihazla kontroller yapılır.

Doğum kontrolünde rahim ağzının açılması, bebeğin başının doğum kanalındaki durumu incelenir.

Ne sıklıkla gelir?

Hamilelik döneminin sonlarına doğru kasılma yaşanması çok normaldir. Bu dönemde anne adayları kasılmaların sıklığını bilmelidir. Böylece yaşadığı durumun doğum kasılması olup olmadığını kolayca anlayabilir. Gerçek doğum kasılmaları deniz dalgaları gibi düzenli olarak gerçekleşir. İlk olarak 20 dakika kadar sürecek uzun aralıklarla ortaya çıkan dalgalar görülür.

İlerleyen süreçte dalgalar arası süre azalır. Kasılmalar 5 dakika arayla olmaya başladığı anda uzmanlar doğumu başlamış olarak kabul eder. Doğumun son zamanlarına doğru ortaya çıkan kasılma 60-90 saniye kadar etkisi devam ettirebilir.

Nasıl anlaşılır?

Doğum kasılması gebeliğin son döneminde ortaya çıkar. Bu zaman dilimi gebeliğin 37-42. haftaları olarak belirtilebilir. Kasılmalar hem uzun aralıklarla hem de kısa süreli devam ediyorsa doğuma daha süre olduğu anlaşılabilir.

Zaman içinde kasılma aralıklarının sık hale gelmesi ve kasılma süresiyle şiddetinin artması doğumun yaklaştığının habercisidir. Bu süreçte doktorunuz sizi NST cihazına bağlayacaktır. Bu cihazda bebeğinizin kalp atışları dinlenirken diğer taraftan doğum kasılması da izlenir. Doğum için hazır olduğunuz anda anne adayı doğuma alınır. Doğum kasılma sıklığı ve şiddeti arttığında ayırt edilebilir.

Doğum kasılmasında acının sebebi nedir?

Anne adaylarının rahim bölgesi içinde bir bebeğin yaşaması için tüm koşullara sahiptir. Bu bölgede yer alan kaslarda görülen kasılmalar doğum kasılmasının çıkış noktasını oluşturur. Bu süreçte anne adayı kasılmaların gücüne göre acı çekecektir. Bebeğinizin pelvis bölgesindeki boyutu, konumu, durduğu konum (sırt üstü ya da yüz üstü durması), doğum hızı gibi unsurlarda önemlidir.

Doğum kasılmasından emin olmak istiyorsanız ilk olarak ağrının çıkış noktasına bakın. Ağrıların nereden başladığı size ne ağrısı olduğunu gösterir. Kasılmanız karın bölgesinden başladıysa ve sırt bölgesine doğru yayılıyorsa bu ilk ağrıdır. Ağrı bazı kişilerde sırtta başlayarak karın bölgesine doğru da ilerleyebilir. Doğum kasılmalarında görülen ağrılar genel olarak kramp şeklinde ortaya çıkacaktır.

Anne adayı bedenen ve ruhen doğuma hazırlanmış olarak gelmişse doğum sürecini de birebir destek alarak geçirirse doğum ağrılarıyla bahsetmesi daha kolay olacaktır. Bir dakika süren ve aralıklı gelen bu kasılmaları ilaç dışı rahatlatıcı teknikleri kullanarak hissetme oranını azaltabilir. Böylelikle doğumun ilerlemesi için vücudunu gevşeterek doğumunu kolaylaştırabilir.


hamilelerde-mide-bulantisi-min-1200x408.jpg

Hamilelikte Mide Bulantısı Ne Zaman Başlar?

Hamilelikte mide bulantısı sık yaşanan bir durumdur. Özellikle mide bulantısı ve kusma erken gebelik belirtileri arasında kabul edilmektedir. Bu bulantılar gebeliğin 4, 6. haftalar arasında başlayacaktır. Bu gebelik belirtisi anne adaylarını rahatsız eden bir durumdur. Mide bulantısı ilk trimester yani üçüncü ay bittikten sonra artık görülmez.

Anne adaylarının önemli bir bölümünde 16 hafta geride kaldığında rahatlamalar görülecektir. Ancak bazı anne adaylarında mide bulantısı hamileliğin sonuna kadar sürebilir. Mide bulantısı erken gebeliği ortaya koyan bazı belirtilerden biridir. Bu belirtilerle birlikte kabızlık, yorgunluk hissi, endişe ve korku hali, göğüslerde hassasiyet, koku duyusunda artma gibi durumlar görülebilir. Koku duyusu arttıkça mide bulantısı da artacaktır.

Hamilelikte mide bulantısı bazı anne adaylarında belirttiğimiz süreden daha geç başlayabilir. Yani mide bulantısının başlaması kişiden kişiye değişecektir. Mide bulantısı anne adaylarının en çok zorlandığı durumlardır. Ayrıca mevcut etkisi de kişiye göre değişecektir. Her 10 kadından 8’inde gebelik sürecinin başında mide bulantısı şikayeti görülmektedir.

Hamilelikte mide bulantısı neden olur?

Gebelik döneminde mide bulantısı şikayetlerinin görülmesinin en temel nedeni hormonlarda yaşanan değişimlerdir. Gebelik sürecine girildiğinde anne adayında bazı hormonlar artış gösterir. Bu dönemde en çok B-HCG hormonu artacaktır. Bu hormonun artmasıyla birlikte mide bulantısı şikayetleri de ortaya çıkacaktır.

İkiz gebelik olması durumunda B-HCG hormonunda yoğun bir artış söz konusudur. Buna bağlı olarak çoğul gebeliği olan anne adaylarına bulantı ve kusma şikayetleri daha fazla olur. Gebelik döneminin üçüncü ayı tamamlandığında HCG hormonu seviyesi düşme eğilimine girer. Buna bağlı olarak da mide bulantısı şikayetleri ortadan kalkmaya başlar.

Gebelik döneminde mide asidi de daha fazla salgılanır. Bunun yanına anne adayı daha halsiz, yorgun ve kokulara karşı hassas hale geldiği için mide bulantısı şikayetleri artabilir. Tüm bu sebeplere ek olarak anne adayının stresi ve duygusallığı da mide bulantısının artmasına yol açabilecek etmenler arasındadır.

Hamilelikte mide bulantısı ne zaman geçer?

Hamilelikte mide bulantısı şikayetleri birçok anne adayında görülür. Bu şikayetler ortalama gebelik döneminin üçüncü ayı sonunda hafifleme eğilimine girer ve bir süre sonra ortadan kalkar. Ortalama on ikinci haftadan itibaren mide bulantısı şikayetlerinde azalma görülecektir. Çok nadir olarak gebelik döneminde mide bulantısı şikayetleri daha uzun sürebilir. Bazı anne adaylarında doğum olana kadar mide bulantısı yaşanabilir. Bu oran çok düşüktür.

Hamilelikte mide bulantısı nasıl olur?

Gebelik dönemi başladığında öncelikle östrojen seviyesi yükselir. Daha sonra diğer hormonlarda da belirgin bir artış görülür. Buna bağlı olarak da mide bulantıları ortaya çıkmaktadır. Östrojen seviyesi gebeliğin ilk ayında bir anda artış gösterir. Bu hormonun bir anda dalgalanması sebebiyle anne adaylarında ani bulantılar görülebilir. Ayrıca koku alma duyusunda da bazı değişimler yaşanır. Bulantıların diğer sebepleri arasında HCH hormonunun yükselmesi olduğunu belirtmiştir. Buna ek olarak sindirim kasları gevşer.

Anne adayları gebelik sürecinde sağlıklı ve düzenli beslenemezse mide bulantısı şikayetleri artabilir. Özellikle çoğul gebeliklerde mide bulantıları anne adayları için daha zorlayıcıdır. Bu süreçte mide bulantısıyla mücadele etmek zorlayıcı bir süreçtir.

Hamilelikte mide bulantısı bebek için riskli mi?

Gebelik döneminde anne adaylarının mide bulantısı ya da kusma şikayetleri yoğun olarak görülür. Bu durumlarda anne adayları tedirgin olabilir. Özellikle bu durumun bebeğe zarar verip vermediği merak konusu olur.

Hamilelik boyunca gerçekleşen kusma ya da mide bulantısı şikayetleri hem anne adayı hem de bebek için bir risk oluşturmamaktadır. Gebeliğin ilk aylarında bu sorunlar anne adayının beslenme düzenini olumsuz etkileyebilir. Bu duruma bağlı olarak anne adayı kilo alacağına daha fazla kilo verir. Bu durum tedirginlik yaratsa da gebelik döneminde çok normaldir.

Anne adayları gebeliğin ilerleyen dönemlerinde mide bulantısı ve kusma şikayetleri ortadan kalktığı için beslenme durumları da düzelecektir. Doktorunuz bu konuda size bazı tavsiyelerde bulunacaktır.

Hamilelikte mide bulantısı nasıl geçer?

Hamilelik döneminde doğru uygulamalar sayesinde mide bulantısıyla mücadele edilebilir. Bunun için uzmanların önerdiği bazı uygulamalar şöyledir;

  • Anne adayları öğünlerini sıklaştırmalıdır. Öğünler sık olsa da porsiyonlar azaltılmalıdır.
  • Yemek yerken sıvı tüketimi yemekten önce ya da sonra yapılmalıdır.
  • Anne adayları gün içinde sürekli olarak bol sıvı tüketmelidir.
  • Mide bulantısını ortaya çıkaracak kokular ve yiyeceklerden uzak durulmalıdır.
  • Anne adayı kokudan rahatsız oluyorsa hemen bulunduğu ortamı havalandırmalıdır.
  • Çalışan anne adayları düzenli olarak hava alabileceği molalar vermelidir. Mola aralıkları kısaltılmalıdır.
  • Sabah vakitlerinde tuzlu kraker atıştırarak mide bulantısının görülmesi engellenebilir. Ayrıca anne adayı her zaman yanında beklenmeyen durumlara karşı tuzlu kraker bulundurabilir.
  • Uyku düzeni sağlanmalıdır.
  • Anne adayı gün içinde bol dinlenecek vakit yaratmalıdır.
  • Yüksek sıcaklığa sahip ortamlardan kaçınılmalıdır. Bu durum bulantının ortaya çıkmasına yol açar. Oda sıcaklığı seviyesinde vakit geçirilebilir.
  • Limonata içerek mide bulantısı durumunda rahatlama sağlayabilirsiniz.

Hamilelikte mide bulantısı normal mi?

Her anne adayının hamilelik süreci farklı geçer. Bazı anne adaylarında tüm belirtiler bir anda ortaya çıkabilir. Bazı kişilerde de bu belirtiler daha az sayıda çıkar. Hatta belirtilerin şiddeti de gebeliklerde değişkendir. Anne adayı ve bebeğin sağlık durumunda bir sorun olmadığı sürece mide bulantısı normal olarak kabul edilecektir. Yani gebelik döneminde anne adayının bulantı şikayeti gebeliğin sorunlu ilerlediğini göstermez. Ancak gebelik dönemindeki bulantının gebeliğin sağlıklı geçtiğine yönelik yoruma sebep olması da yanlıştır.


rahim-duvar-kalinliği-1200x408.jpg

Rahim Duvarı Kalınlığı ve İnceliği

Hamileliğin oluşabilmesi ve sürdürebilmesi için birtakım faktörlerin gerçekleşmesi gerekir. Bazı durumlarda sperm ve yumurtanın döllenerek embriyo oluşturması, başarılı bir hamilelik için yeterli olmayacaktır. Embriyonun rahime yerleşebilmesi ve gelişebilmesi için gerekli etkenler vardır. Endometriyum olarak bilinen rahim duvarı bunlardan en önemlisidir. duvarın inceliği veya kalınlığı, başta gebelik olmak üzere kadın sağlığını etkileyebilmektedir.

Rahim duvarı nedir?

Rahim, üç farklı katmandan oluşur. Dış tabaka seroza, orta tabaka miyometriyum ve en iç duvar endometriyum olarak adlandırılır. Rahim duvarı olan endometriyum kalınlığı adet döngüsü boyunca değişmeye devam eder. Bir embriyonun endometriyuma yerleşmesi için, endometriyumun optimal bir durumda olması gerekir.

Endometriyum, hormonlara yanıt olarak değişir. Adet döngüsünün ilk günlerinde yumurtalıklardan östrojen hormonu üretilir. Östrojen, rahmi hamileliğe hazırlamak için endometriyumun kalınlaşmasına neden olur. Döngünün ortasında ise yumurtalıklardan bir yumurta serbest bırakılır. Yumurtlamayı takiben, progesteron hormonunun seviyeleri artmaya başlar. Progesteron, döllenmiş bir yumurtanın beslenmesi için rahim duvarını hazırlar. Hamilelik oluşmazsa, östrojen ve progesteron seviyeleri düşer, adet kanamasıyla birlikte rahim iç duvarı dökülür.  Endometriyum tamamen döküldüğünde, yeni bir adet döngüsü başlar.

Rahim duvarının kalınlığı nasıl olmalı?

Duvarınız normal durumda oldukça incedir. Her adet döngüsünün sonunda üst tabaka tamamen döküldüğünde, kalan tabaka yaklaşık 1 mm’dir. Bir sonraki yumurtlama döngüsü esnasında, hücreler yeni katmanı oluşturmaya başlar. Hamileliğe elverişli rahim duvarının ideal kalınlığı 8 mm ile 15 mm aralığında olmalıdır. Ancak, kalınlık kişiden kişiye ve döngünün zamanına göre değişir.

Endometriyal dokunun kalınlığını etkileyen üç faz vardır:

  • Adet dönemi, endometriyumun en ince olduğu zamandır. Ultrasonda, ince ve düz bir çizgi gibi görünür.
  • Foliküler faz, adet evresinin bitiminden sonra gelir ve yumurtlamanın sonuna kadar devam eder. Rahim duvarı bu aşamada kalınlaşmaya başlar.
  • Yumurtlama döneminde, endometriyal tabaka en kalın haldedir.

Rahim duvarı veya kalınlığı nasıl oluşur?

Duvarın anormal derecede kalın veya ince olması birtakım sağlık problemlerinden nedeniyle oluşmaktadır.

Duvarın anormal kalınlığı endometriyal hiperplazi olarak tanımlanır. Bu durum, progesteron içermeyen aşırı östrojenden kaynaklanır. Adet dönemlerinin uzun ve şiddetli geçmesi, pıhtılı adet kanamaları, iki adet dönemi arasının kısa olması, kilo alımı, halsizlik, depresyon gibi belirtileri vardır. Endometriyal hiperplazi genellikle menopozdan sonra, progesteron üretilmediğinde ortaya çıkar. Ayrıca, yumurtlamanın düzenli olarak meydana gelemediği perimenopoz sırasında da oluşabilir. Kadınlarda östrojen seviyelerinin yüksek olabileceği ve yeterince progesteron üretilemeyeceği diğer durumlar şunlardır:

  • Östrojen ilaçlarının kullanımı,
  • Menopozdan sonra yüksek dozda östrojen kullanımı,
  • Düzensiz adet dönemleri,
  • Polikistik over sendromu,
  • Aşırı şişmanlık.

Duvarın 7 mm’den daha ince olması durumunda, rahim duvarı inceliği söz konusudur.  Östrojen hormonun yetersiz olması, implantasyon başarısızlıkları ve kan akışının yetersiz olması nedeniyle erken düşüklerle ilişkilidir. Kısırlık ve anormal adet dönemleri gibi belirtileri olmasına rağmen; bazı durumlarda hiçbir belirti bulunmamaktadır. Rahim duvarı inceliğinin nedenleri şöyledir:

  • Miyom ve polipler kan damarlarını daraltarak duvara olan kan akışını azaltır. Böylece rahim duvarı yeterince beslenip kalınlaşamaz.
  • Cinsel yolla bulaşan ve pelvik inflamatuar hastalıklar gibi her türlü bakteriyel enfeksiyon, endometriyal dokuyu yaralayabilecek inflamasyona neden olabilir.
  • Dilatasyon ve küretaj sırasında birçok kez bazalis adı verilen endometriyumun fonksiyonel tabakası çıkarılır. Bu durumda yeni endometriyal doku büyüyemez ve ince kalır. Buna Asherman Sendromu da denir.
  • Uzun süre doğum kontrol hapları kullanan kadınlar, fonksiyonel olmayan ve ince bir duvara neden olabilir.

Klomen rahim duvarı incelmesi için bir etken midir?

Klomen, doğurganlık tedavilerinde sıkla kullanılan bir ilaç türüdür ve endometriyal tabakanın ince kalmasına neden olabilir. Bunun nedeni ilacın anti-östrojen görevi görmesidir. Bu gibi durumlarda, klomen ile birlikte ek östrojen tedavisi uygulanır veya farklı tipte bir doğurganlık ilacı kullanılır.

Rahim duvarı inceliği tüp bebek tedavisini etkiler mi?

Duvarın ideal kalınlığı, implantasyon başarısını ve hamileliği sağlayan ana faktörlerden biridir. Araştırmalar, tüp bebek tedavisi sırasında rahim duvarının ince başarısızlığının arkasındaki neden olduğunu kanıtlamıştır. Endometriyum istenen kalınlığa ulaşmazsa embriyo transferi aşaması iptal edilebilir.  Duvarın 7 mm’den az olması düşük gebelik oranları, 5 mm’den daha az olması ise negatif gebelik sonuçları ile ilişkilidir.

Rahim duvarı kalınlaşması nasıl tedavi edilir?

Rahim kalınlaşması genellikle progestin ile tedavi edilebilir. Progestin; hap, enjeksiyon, spiral veya vajinal krem ​​olarak reçete edilebilir.

Duvarın hücrelerinde anormal değişiklikler varsa atipik hiperplazi olarak tanımlanır ve kanser riski artar. İlerleyen vakalarda rahmin çıkarılmasını içeren histerektomi operasyonu gerekebilir.

Rahim Duvarının inceliği tedavisi nasıl yapılır?

Başarılı bir hamilelik için, ince rahim duvarı kalın ve besleyici hale getirilmelidir. Östrojen, menopozal gonadotropin (hMG), granülosit koloni uyarıcı faktör (G-CSF) gibi ilaç tedavileri bu durumu yönetmeye yardımcı olabilir. Vitamin E ve L-arginin gibi vitaminler, düzenli egzersiz, akupunktur, PRP gibi alternatif tedavilerin de rahime olan kan akışını iyileştirerek rahim duvarını kalınlaştırdığını göstermiştir.

Rahmi kalınlaştıran yiyecekler nelerdir?

Dengeli ve sağlıklı bir beslenme programı östrojen seviyelerini etkiler, hormon dengesini korur ve kan akışını artırır. Tüm bu faktörler, duvarı kalınlığı ve inceliği problemlerinde rahim duvarının ideal kalınlığa ulaşmasına yardımcı olur.

Sağlıklı insülin ve kortizol seviyelerini korumak için aç kalmamalı, küçük porsiyonlarla sık sık yemek yenmelidir. Beslenme programına lif ve Q10 koenzim bakımından zengin gıda maddelerini eklenmelidir. Q10 koenzim, doku ile ilgili stresi azaltan ve kalın bir endometriyal tabakanın oluşmasına yardımcı olan güçlü bir antioksidandır.

Yeşil yapraklı sebzeler, domates, yumurta, havuç ve balık gibi gıdalar; sağlıklı kan dolaşımı için gerekli olan B-kompleks gruplarını, bununla birlikte C ve E vitaminlerini içermektedir.  Genel sağlığı korumak için kafein miktarı azaltılmalı, bol su tüketilmeli ve zararlı alışkanlıklardan uzak durulmalıdır.



© 2021 OP. DR. ÖZLEM ARAS



© 2021 OP. DR. ÖZLEM ARAS