Tüm Alanlar

Konizasyon-min-1200x408.jpg

8 Mayıs 2021 Anti-Aging

Anti Aging Nedir, Nasıl Yapılır?

Anti-aging, kişilerde yaşlanmayı yavaşlatabilmek ya da tersine döndürebilmek için uygulanan yöntemlere verilen isimdir. Bu işlemler sayesinde cilt yenilenir, hormonlar dengelenir ve yaşlanmaya bağlı olarak görülen hastalıklar önlenebilir.

İnsanlarda yaşlanma sürecine neden olan birçok etmen vardır. Cildin zararlı güneş ışınlarına maruz kalması, serbest radikaller, hormonlarda azalma görülmesi, hareketsiz bir yaşam tarz olması, sağlıksız beslenme, stres, alkol ve sigara gibi durumlar yaşlanmaya neden olabilir. İnsan cildi çevreden ve yaşam tarzından direkt olarak etkilenmektedir.

Yaşlanma belirtileri kişilerde en yoğun olarak cilt üzerinde görülmektedir. Yaşlanmayı tamamen  durdurmasanız da bu süreci yavaşlatmak sizin elinizdedir. Koruyucu hekimlik uygulamaları arasında olan anti-aging yöntemi sayesinde  hücrelerin enerjisini arttırmak mümkündür.

Bu süreçte kozmetik bakım desteği sayesinde cildin yaşlanma süreci en yavaş hale getirilir. Tedavi sırasında sağlıklı beslenme ve düzenli egzersiz de yaparsanız yaşlanma karşıtı etkiyi güçlendirebilirsiniz. Aldığınız profesyonel destek sayesinde yaşlanmanın etkilerini geciktirebilir ve yaşlanma sürecinizi yavaşlatabilirsiniz.  Her yaşta uygulanabilecek yaşlanma karşıtı bir uygulamadır.

Anti aging nasıl yapılır?

Anti-aging yöntemi için öncelikle bir uzmana görünmeniz gerekiyor. Bu süreçte doktorunuz genel bir fiziki muayene yapar. Bu muayene sırasında sağlık sorunları ve yaşlanmaya neden olan durumlar belirlenir.

Hastanın önünde bir engel olmaması durumunda anti-aging tedavi süreci başlatılır. Doktorunuz yaşlanmayı yavaşlatmada bir engel belirlediyse öncelikle bu durumu ortadan kaldıracak bir tedavi planlanır.  Bu yöntem sayesinde yaşlanmanın önüne geçemeseniz de fiziksel çöküşü önlemeniz mümkündür.

Yaşlanma karşıtı tedavilerde genel sağlık muayenesi büyük önem taşır. Doktorunuz muayene sırasında kan ve hormon testi yapacaktır.  Bu tedavide hastanın beslenme tarzı da çok önemlidir.  Dolayısıyla beslenme alışkanlığı sağlıklı olan ve hep iyi beslenen kişilerde doğal anti aging gerçekleşebilir.

Bedeninizdeki yaşlanma belirtilerini kontrol altına alırken aktif yaşam ve egzersiz de önemlidir. Yani tedavi sürecinde aktif yaşamı ve egzersiz yapmayı bir yaşam stili haline getirmeniz gerekiyor, ayrıca dengeli beslenme alışkanlığı kazanarak yaşlanmaya ait belirtileri ortadan kaldırılabilirsiniz. Doktorunuz siz beslenme tarzını yapılandırmada yardımcı olarak kaliteli yaşam sürenizin uzamasında destek olabilir.

Anti aging yöntemleri nelerdir?

Cildinizi gençleştirmek ve yaşlanmayı yavaşlatmak için uygulayabileceğiniz birçok anti-aging yöntemi vardır. Bu yöntemler tek başına yapılabileceği gibi kombin edilerek de yapılabilir. Bu konuda belirleyici olan sizin talepleriniz ve doktorunuzun görüşüdür.

Anti-aging yöntemleri şu şekildedir;

  • Dolgu estetiği

Bu işlemde dermal dolgu maddeleri yumuşak dokuyu geliştirmek adına cilde enjekte edilmektedir.  Dolgularda yağ dokusu, kolajen, hyalüronik asit ve sentetik slikon bulunabilir. Dolayısıyla doğal sonuçlar sağlayacak bir yöntemdir.

Dolgu tedavisiyle anatomik çizgilerin derinleşmesinin önüne geçilebilir ve yüze kaybettiği hacim yeniden kazandırılabilir. Kaş kaldırma, dudak kalınlaştırma, eldeki kırışıklıkların giderilmesi gibi  yöntemleri barındırmaktadır.

  • Botoks tedavisi

Anti-aging yöntemlerinden biri de botoks tedavisidir. Yani bu yöntemde mimik kaslarının oluşturduğu kırışıklıklar giderilir. Hastanın alın, göz çevresi, boyun, üst dudak, koltuk altı, el ve ayaklarına yapılabilir.

  • Örümcek ağı estetiği

Doktorunuz tarafından belirlenen sayıda medikal ip ince uçlu iğneler kullanılarak cilt altına yerleştirilir. Örümcek Ağı Estetiği tedavisinde medikal ip sayısı cilt hasarınıza göre belirlenir, ipler bir süre sonra cilt altında erir ve kendi biyolojik ağını örer. Bu işlemde temel amaç kolajen üretimini tetiklemektir. Kolajen üretimine bağlı sarkma, kırışıklık, hacim kaybı ameliyatsız şekilde ortadan kaldırılmaktadır.

  • Kök hücre tedavisi

Anti-aging  yöntemleri arasında kök hücre tedavisi de yer alır. Kök hücrelerin kendini yenileyerek çoğalma özelliği vardır. Kemik iliği ve yağ dokusunda alınmış olan kök hücreler laboratuvarda işlenerek serum şeklinde damardan kan dolaşımına salınır. Bu sayede cilt hücrelerinin kendini yenilemesi sağlanır.  Cilt hücreleri yenilendikçe yaşlanma etkileri geri çevrilebilir. Ayakta uygulanabilecek bir işlemdir.

  • Trombositlerden zengin plazma (PRP)

Kanınızda bulunan trombositler ayrıştırılır ve vücudunuza tekrar enjekte edilir.  Buna bağlı olarak büyüme faktörleri ve hormon bulunan hücreler tercih edilir. Bu hücreler hasar bulunan dokuları onarırlar.  Kök hücre tedavisinde farklı ise içeride bu hücrelerin çoğalmamasıdır.

  • Lazer tedavisi

Vücudunuzun ihtiyacına ve talebinize göre birçok farklı lazer tedavisi vardır. Anti-aging uygulamalar kapsamında cilt lazer ışınlarıyla taranarak cildinizin kolajen üretimi uyarılmaktadır.

Bu işlem sonrasında bağ dokunuzun yenilenmesiyle cildiniz canlanmaya başlar. Cildin her bölgesine uygulanabilir. Bu yöntem cilt yenileme ve sıkılaştırmada yoğun olarak kullanılan bir yöntemdir.  Güneş ışınlarının verdiği hasar, yaşlanmaya bağlı oluşan lekeler ve ince çizgiler kısa süre içinde tedavi edilir.

  • Mikro iğne tedavisi

Mikro iğne tedavisinde farklı uzunluğa sahip çok ince yapıdaki iğneler deri yüzeyine uygulanır. İğneler deriye özel aparatlar yardımıyla uygulanmaktadır, farklı derinliklerde binlerce mikro delik açılır. Buna bağlı olarak hasar alan deri kendini iyileştirmek için harekete geçer. Vücudunuz hasarlı bölgelerde kolajen üretir, büyüme faktörü ve diğer iyileştirme maddelerini bu bölgeye yollar.  Özellikle ince çizgi ve sivilce izlerinin tedavisinde çok etkili bir ant—aging yöntemidir.

  • Mezoterapi

Vücutta kolajen üretimi, elastik yapı ve lif üretimi için vitamin, hyalüronik asit, mineral, koenzim, büyüme faktörleri ve somon DNA’sı gibi maddeler etkilidir ve bu etkili maddeler Mezoterapide birleştirilerek deri altına enjekte edilmektedir. Ayrıca bu işlem gençlik aşısı olarak da bilinir. Bu işlem başarılı bir cerrah tarafından uygulandığında cildinizde yaşlanma etkilerini yavaşlatabilir.

Anti-aging uygulamalarda temel amaç cilt dokusunu ve bağlayıcı hücreleri yenileme, hormonal düzensizlikleri dengeleme, cinsel sağlığı arttırma ve yaşlanmaya bağlı ortaya çıkabilecek hastalıklara karşı önlem alma gibi durumlardır.


Konizasyon-min-1200x408.jpg

Histeroskopi

Histeroskopi; rahim ağzı ve rahim boşluğunun vajinal yoldan rahim içerisine optik bir cihaz yerleştirilerek izlenmesidir. Bu işlem yapılırken kullanılan alet veya aletlere histeroskop denir.

Kısırlık nedenlerinin araştırılması, anormal vaginal kanama nedenlerinin araştırılması, doğumsal anormalliklerin tanısı gibi tanısal amaçlarla ya da daha önceden varlığı tespit edilen myomların ya da poliplerin çıkarılması, doğumsal şekil bozukluklarının operasyonu gibi tedavi edici amaçlarla da histeroskopi yapılabilir.

Histeroskopinin en sık olarak kullanıldığı işlemler rahim içersindeki bölmelerin (septum) çıkarılması, yapışıklıkların açılması, polip çıkarılması, tüp bebek başarısızlığının değerlendirilmesi ve myom çıkarılması işlemleridir.

Tanısal histeroskopi nedir ?

Tanı koymak amacıyla uygulanan histereskopi işleminde, rahim boşluğu gözlemlenir. Çoğunlukla lokal anestezi altına yapılmaktadır. Tanı için histereskopi gereken ve şüpheli sorunların kesinleşmesi için uygulanan histereskopi; rahim içinde bir bozukluk olup olmadığı, bozukluk mevcutsa bu bozukluğun durumu ve rahim içerisinde yapılar tespit edilebilir. Gerekli durumlarda aynı işlemde tedavi de gerçekleştirilebilmektedir.

Hangi sorunlar histereskopi ile teşhis edilir:

  • Polip ve miyom gibi yapılar,
  • Doğuştan olan rahim anomalileri (septum, bikornis, arkuat, hipoplazi),
  • Rahim içi yapışıklıkları,
  • Erken evre kanser hücreleri,
  • İpi içeri kaçmış spiral,
  • Tekrarlayan düşük sebepleri,
  • Tekrarlayan tüp bebek başarısızlıkların sebepleri,
  • Anormal histerosalpingografi (HSG) veya ultrason bulgusunu kesinleştirmek için yapılabilir.

Operatif histeroskopik nedir ?

Operatif histereskopi, tedavi amaçlı uygulanan bir işlemdir. Genel anestezi altında yapılmaktadır. Rahim içi bozukluklar ya da yapılar tedavi edilebilir.

Operatif histereskopi ile hangi durumların tedavisi yapılır:

  • Poliplerin çıkarılması,
  • Myomların alınmasıi
  • Doğumsal rahim anomalilerinin tedavisi,
  • Tekrarlayan düşüklere sebep olan faktörlerin tedavisi,
  • Rahim içi yapışıklıklarının giderilmesi
  • Rahim iç tabakasının çıkarılması,
  • Proksimal tubal darlık veya tıkanıklık (tubal kanülasyon)

Operatif histeroskopinin avantajları nelerdir ?

Açık ameliyata gerek duyulmadan ve rahmin çıkartılması gerekmeden tedavi sağlanabilmektedir. Özellikle de kısırlık tedavisi gören ve ileride çocuk sahibi olmak isteyen kadınlarda; açık ameliyat yapışıklıklara sebep olabileceğinden histereskopi oldukça avantajlıdır. Aynı işlemde hem tanı hem de tedavi gerçekleştirilebilir.


Konizasyon-min-1200x408.jpg

8 Mayıs 2021 Konizasyon Leep

Leep İşlemi Nedir?

Leep işlemi; kadınlarda rahim ağzında görülen değişimlere kesin tanı koyabilme ve tedavi sürecini yürütebilme amacıyla kullanılan özel bir tekniktir.  İşlemi yaparken uç kısmında halka şeklinde tel olan ve elektrik yardımıyla çalışan bir alet kullanılmaktadır. LEEP teknolojisi, lazer tedavisine göre çok daha yeni ve gelişmiş bir teknolojidir.  Rahim ağzı bölgesinde küçük anormal doku parçasının çıkartılması sürecini ifade eder.

Leep işlemi Türkçede elektrocerrahi olarak ifade edilir. İngilizcede ise Loop Electrosurgical Excision Procedure kelime gurubunun kısaltılmasıdır.  Rahim ağzında ortaya çıkan ve kötü huylu hastalıklara yol açma ihtimali olan öncül lezyon tedavisinde kullanılır.  Belirttiğimiz alet sayesinde rahmin ağız kısmında ortaya çıkan değişim hızlı bir şekilde, ağrısız olarak belirlenir. Yapılan belirlemelerin doğruluk oranı da yüksektir.

Smear olarak adlandırılan testte ortaya çıkan rahim dokusu sorunlarına karşı kesin tanı ve tedavi için uygulanır. Uygulaması sırasında rahim ağzında yaşanan patolojik değişimler belirlenir. Leep ile doku tahribi yaşanmadan çıkartma yapılır. Tedavi aşamasında dokuyu patolojik anlamda detaylı şekilde de inceleyebilirsiniz.

Leep işlemi kimler için uygundur?

Leep işlemi, Smear testinden sonra CIN ya da SIL saptanan kadınlar için uygun bir tedavi ve tanı işlemidir. Ülkemizde bu uygulama belirli hastalıklarda tercih edilen rahim ağzının yakılması, dondurma veya laser ile tahrip edilme gibi geleneksel tedavilerin yerine tercih ediliyor.

Rahim ağzı kanserinin ilk başlangıç noktası olan servikal kanalının başladığı bölge de Leep uygulaması ile kolayca çıkartılabilir. Bu alan yeterli tanı için bu uygulamayla çıkarıldığında detaylı olarak incelenebilir. Kısaca bu yöntem rahim ağzında bazı sorunlar yaşayan kadınlar için uygun bir tekniktir.  Doktorunuz bu işlem sayesinde kesin tanı koyabilir ya da tedaviye karar verebilir

Leep nasıl yapılır?

Leep işlemi cerrahi bir işlem olarak kabul edilir. Ancak ayakta yapılan cerrahi işlemlerdendir.  Bu uygulama lokal anestezi ile yapılır fakat bazı durumlarda doktorun tercihi ya da hastanın isteğine göre genel anestezi de uygulanabilir. Rahim ağzında ağrı hissi olan sinirler yoktur. Bu yüzden Leep sırasında hastalar hiçbir acı hissetmez.  Ayrıca operasyondan  sonra hasta birkaç saat dinlendikten sonra hemen taburcu edilebilir.

Bu cerrahi işlem 5 dakika gibi kısa bir sürede tamamlanır. Hasta jinekolojik pozisyonda uzanır ve vajina bölgesine spekulum olarak anılan muayene aleti yerleştirilerek rahim ağzının izlenmesi sağlanır. Sonrasında elektriğin güvenli akması adına hastanın bacağına topraklama pedi uygulanır. Bu işlemin ardından elektrik akımını iletme görevi gören bir tel olan kalemi andıran elektrokoter ile rahip ağzında bulunan parçaların çıkarılması işlemi yapılır.

Leep işleminde kullanılan elektrik akımı sayesinde bir taraftan doku kesilebilirken diğer taraftan da kalan doku yakılır ve kanama kolayca durdurulur. Çıkarılan doku patolojik olarak incelenmesi için ilgili uzmana yollanır. İşlemden sonra kanama devam ediyorsa kalemin ucunda yer alan tel çıkarılarak bu uca topu andıran bir bölüm takılır ve kanayan kısımların yakılması sağlanır.  Ayrıca kanamayı durdururken birtakım solüsyonlar da uygulanabilir.

Lokal anestezi yapılan hasta hemen çıkarak günlük hayatına devam edebilir. Ancak genel anestezi yapılan hastalar işlem sonrasında ayılma odasında beklemelidir. Hastaların Leep işlemi öncesinde özel olarak hazırlanması gerekmiyor.

Leep işleminde riskler nelerdir?

Her işlemde olduğu gibi Leep işlemi sonrasında da bazı riskler bulunuyor. Ortaya çıkabilecek komplikasyonlar her cerrahi müdahalede olabilecek durumlardır. Ancak bu sorunlar hafif düzeyde ve şiddeti az olarak görülür. Genel olarak Leep sonrası riskler şu şekildedir;

  • Leep ardından koyu kahverengi ya da siyah akıntı görülebilir. Akıntı miktarı kişiden kişiye değişir. Doktorunuz bu dönemde hijyenik ped kullanmanızı önerebilir.
  • Bazı hastalarda 15 gün sonrasına kadar kanama devam edebilir.
  • Hastaların çok az kısmında ağrı şikayeti olabilir. Leep yapılan gün ya da sonraki gün içinde adet sancısını andıran kramp şeklinde ağrılar yaşanabilir.
  • Normal şartlardaki adet kanamasından daha yüksek kanama olursa ya da yaşanan ağrıyı ağrı kesici ilaçlar geçirmezse doktorunuza görünmeniz gerekiyor.
  • Leep işlemi ardından enfeksiyon riski de vardır. Ancak enfeksiyon çok nadir bir durumdur. Enfeksiyon durumunda doktorunuz gerekli antibiyotik tedavisini verecektir.

Leep işlemi sonrası süreç

Leep işlemi sonrası süreç de çok önemlidir. Bu cerrahi operasyon sonrasında 20-40 gün arasında cinsel ilişkiden uzak durmanız gerekiyor. Ayrıca bu süre zarfında doktorunuz vajinal tampon kullanmamanızı da önerecektir. Leep işlemi sonrasında en az 50-60 gün vajinal duş almaktan kaçınmalısınız.

Operasyon sonrasında birkaç gün ağır egzersiz yapmamalısınız. Ayrıca işlemden sonra belli bir süre havuza ya da denize girmemeniz gerekiyor. Doktorunuz egzersiz, havuz ve deniz konusunda sizleri yönlendirecektir. Kanama süren günler için duşa girdiğinizde sadece ayakta durur vaziyette duş almalısınız.

Operasyonun ardından 15-30 gün içinde doktorunuz sizleri tekrar kontrole çağıracaktır. Kontrol sırasında rahim ağzındaki iyileşme konusunda bir teşhis konur. Ardından Leep yapılmasına neden olan durumun tekrar ortaya çıkıp çıkmadığına bakılır. Bunun için 2-3 yıl kadar 3 ayda bir smear testi yaptırmalısınız.

Leep uygulaması; kolay, hızlı ve güvenilir bir yöntemdir. Leep işlemi ile yapılan kesme ve yakma işlemlerinde çevre bölgelerde yer alan dokular hiçbir şekilde tahrip olmaz. Bu süreçte akıntınız devam ediyorsa doktorunuz hijyenik ped kullanmanız konusunda tavsiyede bulunacaktır.

Konizasyon Nedir? Tüm Merak Ettikleriniz

Konizasyon, rahim ağzının boyun kısmından koni şeklinde bir parça alınması işlemine verilen addır. Diğer bir adıyla koni biyopsisi de denilmektedir. Uygulamada bölgeden çıkarılan parça patolojiye gönderilir. Böylece lezyonun tümüyle çıkarıldığından emin olunur ve lezyonun derecesi saptanmış olur.

Uygulamada tercih edilen yönteme göre; soğuk konizasyon,  lazer yöntemi ile uygulanmasına lazer konizasyon, elektrik ile uygulanan yönteme ise LEEP adı verilir. LEEP rahim ağzından daha ince ve daha yüzeyel bir doku LEEP koter adı verilen özel bir cihaz kullanılarak cerrahi olarak kesilmesiyle çıkarılır.

Soğuk konizasyon yönteminde doku çıkarıldıktan sonra kanamayı durdurmak amacıyla dikiş atmak gerekir. Ancak  LEEP cihazının özelliğinden kaynaklı  çıkarılan yer aynı zamanda dağlandığı için kanama kontrolü için genelde dikiş atılmasına gerek duyulmaz.

Uygulaması genel anestezi altında ve ameliyathane koşularında yapılır. Bu işlem rahim ağzı kanseri riskinin gelişmesini azaltmaya yardımcı olan önemli bir uygulamadır.

Konizasyon uygulaması yapıldıktan bir hafta içinde vajinal kanamalar meydan gelebilir. Ek olarak akıntı ve lekelenmeler daha uzun da sürebilir. Bu süreçte hijyenik pedler kullanılır. Uygulama sonrası bir ay boyunca cinsel ilişkiye girilmez.

Detaylarıyla anlattık: Leep İşlemi Nedir?

Uygulaması hangi durumlarda yapılır?

Konizasyon uygulaması smear testi sonuçlarında anormal hücresel değişiklikler görülmesi sonucunda uygulanır. Bunların dışında konizasyon ileri derecedeki patolojik smear testi sonuçları, kolposkopi bulguları ya da biyopsi sonuçlarının uyuşmaması durumu ve kolposkopik incelemelerde kanser şüphesi görülmesi sonucunda konizasyon uygulaması yapılır.

Buraya bakmanızda fayda var: Kolposkopi Nedir, Nasıl Uygulanır?

Bu yöntemler yapılmadan konizasyon ile alınan örnek parça, patolojik araştırma yapılmak üzere gönderilir. Gelen patoloji neticesine göre tedavi yöntemine karar verilir.

Ayrıca konizasyon, endocervical küretajın pozitif olduğu durumlarda da uygulanmaktadır.
Endocervical küretajın pozitif çıkması rahim kanalı hücrelerinin mikroskobik olarak patolojik değerlendirilmesi sonrasında hücresel değişimlerin tespit edilmesi durumuna denmektedir.

Nasıl uygulanır?

Konizasyon uygulaması genel ya da lokal anestezi uygulaması altında ameliyathane koşulları altında gerçekleştirilir. Rahim ağzı antiseptik solüsyon ile temizlenir ve ardından koni şeklinde bir doku parçası kesilerek anormal hücreler çıkarılır. Bu ameliyatta en dikkat edilmesi gereken hususlardan bir tanesi rahim ağzı kanalından alınan anormal hücreler cerrahi sınır içinde bırakılmalıdır. Bu da operasyonu gerçekleştirecek olan cerrahın tecrübeli ve başarılı bir doktor olmasının önemini bir kez daha  bize hatırlatıyor. Konizasyon işlemi genelde yaklaşık olarak yarım saat sürmektedir.   Kadınların  çoğunda ve özellikle doğurganlığın devamlılığının önemli olduğu durumlarda konizasyon tedavi edici bir yöntem olarak öne çıkmaktadır. Uygulanan konizasyon tekniği ve çıkarılan alanın genişliği şüpheli lezyonun büyüklüğüne  bağlı olarak değişebilmektedir. Rahim ağzı kanalında kanser olmadığı kesin olarak kanıtlanmışsa sadece rahim ağzı dış kısımda hastalığı olanlarda bu bölgenin çıkarılması tedavi için yeterli olacaktır. Özellikle yaşlı kadınlarda kanserin  sadece endoservikal kanal içinde bulunabileceği de bilinmesi gereken bir diğer önemli noktadır.

Hamilelerde uygulanır mı?

Bu işlem eğer çok gerekli değilse hamilelerde uygulanması çok tercih edilen bir yöntem değildir. Konizasyonun hamilelerde uygulanmasının önerilmeme sebebi işlemden dolayı normale göre daha fazla kanama riski taşıması ve uygulamanın erken doğum riskini arttırma ihtimali bulunmasından kaynaklanmaktadır.

Konizasyon uygulamasının riskleri nelerdir?

Bu uygulama da her tedavi ya da cerrahi işlem gibi bazı riskleri barındırmaktadır. Konizasyon uygulaması yapılırken ya da uygulama sonrası ağrı, kanama ve enfeksiyon oluşabilir. Bu riskleri en aza indirmek de başarılı ve tecrübeli bir cerrah tarafından gerçekleştirilecek bir operasyon ile mümkün olmaktadır.

Yapılan uygulamalar içerisinde soğuk konizasyon işlemi sonrası enfeksiyon görülme sıklığı lazer konizasyonda veya LEEP uygulamasına göre enfeksiyon görülme riski biraz daha yüksektir. Bu yüzden soğuk konizasyon yöntemi daha az tercih edilmektedir.

Komplikasyonları nelerdir?

Uygulaması esnasında ya da sonrasında bazı komplikasyonlar görülebilir. Bu komplikasyonları şu şekilde sıralayabiliriz;

  • Enfeksiyon riski
  • Kanama riski
  • Rahim ağzında darlık olması
  • Rahim ağzında yetmezlik oluşumu
  • Servikal distosi (zor doğum)

Tüm bu komplikasyonların en aza indirgemek de yine tecrübeli ve başarılı bir cerrah tarafından yapılacak bir operasyona bağlıdır.

Konizasyon sonrası dikkat edilmesi gerekenler

Konizasyon işleminden sonra hastaların dikkat etmesi gereken bazı hususlar bulunmaktadır. Hastaların dikkat etmesi gereken noktalar şunlardır;

  • Uygulamanın ardından alınan dokunun büyüklüğüne bağlı olarak  birkaç saat sonra eve gidebilir ya da bir gece hastanede kalmanız gerekebilir.
  • Konizasyon işlemini takiben bir hafta içinde vajinal kanamalar olabilir. Kanamayı önlemek için tampon kullanılmamalıdır. Çünkü tampon enfeksiyon riskini arttıracaktır. Tampon yerine hijyenik pedler kullanılır. Kanamanızın artarsa, yüksek ateş ve ağrı hissederseniz hemen doktorunuza başvurun.
  • Bir ay boyunca da cinsel ilişkiye girmesi önerilmez.
  • Uygulama sonrası vajinanın su, sabun ya da diğer kimyasal temizleyiciler ile temizlenmemesi gerekir.
  • İşlemden sonra periyodik smear testlerinin ve jinekologlarının uygun gördüğü şekilde kolposkopik değerlendirmelerinin yapılması gerekir.
  • Operasyon sonrası doktorun reçete ettiği ilaçlar, doktorun uyarıları ve talimatları doğrultusunda  düzenli olarak kullanılmalıdır.
  • Uygulaması ardından en az 1 ay boyunca havuza denize girmemeli ve vajinanın su dolmasına sebep olacak her türlü faaliyetten kaçınmanız gerekmektedir.
  • Operasyon sonrası bir hafta boyunca egzersiz yapmaktan kaçınmak tavsiye edilir. Ancak günlük yaşantınızı sürdürmenizde bir sakınca yoktur.
  • Ardından kanama devam ediyorsa,  ayakta duş almak doğru olacaktır.
  • Soğuk konizasyon sonrası sonuçlarının takibinin yapılması gerekir.

rahim-ağzi-dikiş-kopya-min-1200x408.jpg

Serklaj (Rahim Ağzı Dikişi) Nedir, Nasıl Yapılır?

Erken doğum, fetüs ölümlerinin yaygın nedenlerindendir. Gebelik dönemindeki en riskli komplikasyon olan erken doğumun önlenebilmesi için birtakım tedbirlerin alınması gerekebilir. Rahim ağzı yetmezliği, rahim ağzının anormal derecede zayıf olduğu ve hamilelik sırasında bebeğin rahimde tutulabilmesi için yeterli olmadığı bir durumdur. Bu tür vakalarda rahim ağzı dikişi olarak bilinen serklaj prosedürü uygulanmalıdır.

Serklaj (rahim ağzı dikişi) nedir?

Gebelikte rahim ağzının erken dönemde açılması durumunda, bu açıklığın giderilmesi ve erken doğumun önlenmesi için yapılan cerrahi işlemi serklaj ya da rahim ağzı dikişi denir.

Serviks olarak da adlandırılan rahim ağzı; rahimin en alt kısmından vajinaya doğru uzanan, bebeğin doğum sırasında rahimden çıkarak vajinaya geçtiği huni şeklinde bir dokudur. Rahim içinde gelişen fetüsü korumak için hamilelik boyunca kapalı konumdadır. Bazı kadınlarda rahim ağzı açıklığı fazla olabilir veya hamilelik sırasında açılabilir. Serklaj, bu anormalliği düzeltmek ve açıklığı normal seviyeye getirmek için yapılan cerrahi dikişi ifade eder.

Serklaj hangi durumlarda yapılır?

Serklaj, yalnızca hamile kadınlara yapılan bir işlemdir ve gerekli olduğu durumlar şöyledir:

  • Servikal yetmezlik: Normal şartlar altında rahim ağzı hamilelik boyunca kapalı kalır, doğum sancılarıyla birlikte açılmaya başlar. Bazı kadınların rahim ağzı kasları zayıftır ve doğum sancıları oluşmadan açılmaya başlayarak erken doğuma neden olabilir.
  • Kısa serviks: Rahim ağzının yaklaşık 3-5 cm uzunluğundadır. 3 cm’den daha kısa olması halinde erken açılma ve erken doğum eylemini tetikleme olasılığı vardır.
  • Düşük veya erken doğum öyküsü: Daha önce hamilelik geçiren kadınlarda, erken doğum veya servikal anormalliklerden dolayı kürtaj yapılabilir. Bu tür vakalarda sonraki hamilelik daha dikkatli bir şekilde izlenir. Önlem amacıyla yapılan serklaj, düşük veya erken doğumun tekrarlanmasını engellemek için gebeliğin önceden belirlenmiş bir aşamasında yapılır. Ayrıca, önceki doğum yeterli kasılma olmadan gerçekleşmişse bu durum servikal yetersizliğin bir işareti olabileceği için serklaj gerekebilir.
  • Erken açılma: Rahim ağzının doğum anından önce açılmaya başlaması, hiçbir risk bulunmayan kadınlarda da aniden ortaya çıkabilir. Normal doğum sırasında, servikal açıklık sadece genişlemekle kalmaz aynı zamanda incelir. Bebeğin rahimden çıkmasına yardımcı olmak için 10 cm’ye kadar genişler. Erken dönemde açılma gerçekleşirse açıklık sabitlenmelidir.

Serklaj nasıl yapılır, türleri nelerdir?

Rahim ağzının açılma nedeni, açıklığın boyutu, gebelik haftası ve özel ihtiyaçlara bağlı olarak uygulanabilecek üç farklı serklaj yöntemi vardır.  Prosedürden önce ağrı hissini ortadan kaldırmak için lokal veya genel anestezi yapılacaktır.

  • Transvajinal serklaj (McDonald’s serklajı): Sıkça kullanılan ve etkinliği kanıtlanmış bir yöntemdir. Vajinayı genişletmek ve rahim ağzını gözlemleyebilmek içi spekulum olarak bilinen bir alet vajinaya sokulur. Spekulum yardımıyla, rahim ağzının tamamının net bir şekilde görülmesi sağlanır. Tıbbi olarak tasarlanmış bir iplik ve iğne kullanılarak rahim ağzı dikilir, spekulum çıkarılır.
  • Yüksek transvajinal serklaj (Shirodkar serklaj): Rahim ağzını görüntülemek için bir spekulum kullanılır. Rahim ağzı ve vajinanın birleşim yerinde cerrahi aletler kullanılarak önden ve arkadan küçük kesiler yapılır. Bu kesilere cerrahi bir banda tutturulmuş iğne sokulur. İğne, önden arkaya doğru geçirilerek rahim ağzı sıkılır. Kesilere maruz kalan vajinal doku, cerrahi dikişlerle kapatılarak yeniden konumlandırılır.
  • Transabdominal servikal serklaj: Yalnızca vajinal yaklaşımın serklaj için kullanılamadığı durumlarda uygulanır. Bu prosedür açık veya laparoskopik yöntemlerle yapılabilir. Açık cerrahi sırasında kesiler yeterince büyük olduğundan rahim doğrudan görüntülenebilir. Laparoskopik prosedürde ise daha küçük kesiler yapılır, iç organları görselleştirmek için pelvik boşluğun içine laparoskop yerleştirilir. Karın kasları ve rahim, rahim ağzı görülene kadar geri çekilir. Serviksin etrafına bir bant yerleştirilir, açıklığın genişlemesini önlemek için sıkılır. Rahim, normal konumuna getirilir ve kesiler dikiş ile kapatılır.

Serklaj ne kadar dayanır?

Serklaj, vakaların yaklaşık yüzde %90’ında başarılıdır ve genellikle gebeliğin 37.haftasına dek dayanmaktadır. Doğum öncesinde serklajın iptal edilmesi gerektiği için suyun gelmesi veya kasılma gibi doğum belirtileri başladığında önceden de alınabilir. Dikişler yalnızca birkaç dakika içerisinde alınabilir, bu işlem çok fazla acıya neden olmamaktadır. Abdominal serklaj ise kesi gerektiren başka bir ameliyat yapılarak çıkarılır.

Shirodkar serklaj yapılmışsa ve sezaryen doğum tercih ediliyorsa, daha sonraki gebeliklerde risk oluşmaması için serklajın iptal edilmesine gerek olmayacaktır.

Serklaj yaptıranlar nelere dikkat etmelidir?

İşlemden sonra, hastanın birkaç saat veya bir gecede hastanede gözlem altında tutulması gerekebilir. Böylece; kasılma veya erken doğum gibi acil bir komplikasyon halinde hızlı müdahale edilebilir. Operasyon genel anestezi ile yapılmışsa, normal bağırsak hareketinin devam etmesini sağlayana kadar katı ve sıvı gıdalar kesilir. Daha sonra ise hastanın sindirimi kolay olan yumuşak ve katı yiyecekleri tüketmesine izin verilir.

İşlem sonrası 1-2 gün hafif kanama, vajinal akıntı, ağrılı idrara çıkma ve kramp oluşması normaldir.  Herhangi bir servikal enfeksiyonu önlemek için antibiyotik reçete edilebilir. Rahim ağzı dikişi tamamen iyileşene dek, yorucu faaliyetlerden kaçınmak ve mümkün olduğu kadar istirahat etmek önemlidir. Komplikasyonları önlemek için, işlemden bir hafta önce ve en az bir hafta sonra cinsel ilişkiden kaçınılmalıdır. Serklajın durumunu kontrol etmek için, doktorun belirlemiş olduğu aralıklarla fiziksel muayene yapılmalıdır.


kisirlik-min-1200x408.jpg

5 Mayıs 2021 Erkek Kısırlığı

Erkek Kısırlığı Nedir, Tedavisi Var mı?

Kısırlık; 12 ay veya daha uzun süreli düzenli korunmasız cinsel ilişkiden sonra hamileliğin oluşamaması olarak tanımlanabilir. Eşlerden biri veya her ikisi de çiftin üreme sorunlarına katkıda bulunabilirken, erkek kısırlığı birtakım değerlendirme ve tetkiklerden sonra teşhis edilebilen klinik tanılardandır. Onaylanmış bir teşhis sonrasında erkek kısırlığı tedavisi hakkında planlamalar yapılabilir ve çoğu durumda olumlu sonuçlar alınabilir.

Erkek kısırlığı nedir?

 Erkek kısırlığı, bir erkeğin çeşitli problemler neticesinde hiç sperm üretememesi ya da kadın tarafından üretilen yumurtayı döllemek için yeterli kalitede spermin bulunmaması durumudur. Kısırlık vakalarının yaklaşık %40’ının erkek faktörü nedeniyle meydana geldiği bilinir.

Erkek kısırlığı sorunları, genellikle sperm kaynaklı olarak geliştirmektedir. Bir erkeği infertil yapan etkeni daha iyi anlamak için erkek üreme sisteminin temelleri anlaşılmalıdır.

Erkek üreme sistemi penis, skrotum ve testislerden oluşur. Penis, cinsel ilişkide kullanılan ana organdır. Fonksiyonu ise, spermi kadın üreme sistemine iletmektir. Penis içerisinde, mesanede başlayan ve penisin uç kısmına dek uzanan üretra tüpü bulunur. Üretra, hem idrarı hem de spermi vücut dışarısına taşımakla görevlidir. Bu nedenle, üriner ve üreme sistemlerinin bir parçası olarak kabul edilmektedir.

Erkeğin cinsel olarak uyarılmasıyla birlikte penise olan kan akışı artarak ereksiyon sağlanır.  Testislerde üretilen semen üretradan geçer, yaklaşık 150 milyon sperm hücresi penisten rahim ağzına iletilir. Çok sayıda sperm hücresine olsa dahi, tüm koşullar uygun olduğunda bu hücrelerden sadece biri verimli bir yumurtaya ulaşacaktır.

Erkek kısırlığı neden olur?

Erkeğe bağlı olarak gelişen kısırlık vakarının en yaygın nedenleri şöyledir:

  • Varikosel: Testisler bulunan damarların anormal olarak büyümesi kısırlığının en yaygın nedenidir ve düşük sperm üretimine, düşük sperm kalitesine neden olabilir.
  • Sperm morfolojisi: Spermin şekli ve büyüklüğü, spermin yumurtayı dölleme yeteneğini etkileyebilir.
  • Azospermi: Azospermi, menide sperm bulunmaması ile tanımlanan bir durumdur. Vücudun sperm üretmediği anlamına gelebilir.
  • Oligospermi: Oligospermi, sadece minimum miktarda spermin üretildiği bir durumdur.
  • Düşük sperm motilitesi: Spermin, yumurtasına hücresine ulaşmasını ve nüfuz etmesini zorlaştıran bir etkendir.
  • Kromozomal nedenler: Kallmann ve Klinefelter sendromu gibi sperm üretimini etkileyen kromozomal veya genetik koşullar, spermde konsantrasyonun düşük olmasına yol açacaktır.
  • Hormonal problemler: Testosteron veya diğer hormonal sistemlerde oluşan dengesizlik sperm kalitesini etkileyecektir. Hipogonadotropik hipogonadizm de hormonal problemlerin ilk sırasında yer almaktadır.
  • Retrograd ejakülasyon: Ejakülasyon esnasında spermin dışarıya iletilmesini engelleyen bir bozukluktur.
  • Kanser tedavileri: Tedavi olarak uygulanan radyasyon veya kemoterapi prosedürleri, spermlerdeki nitel ve nicel özellikleri etkileyebilir.
  • Çevresel faktörler: Testislerin aşırı sıcaklığa maruz kalması, zararlı alışkanlıklar, bazı ilaçlar, toksik maddeler, stres, sağlıksız beslenme ve obezite; erkek üreme sistemleri için zararlıdır.

Erkeklerde kısırlık nasıl anlaşılır?

Erkeklerde kısırlık, birkaç farklı değerlendirmenin sonucuna göre teşhis edilebilir:

  • Fiziksel inceleme: Penis anatomisi, testis ve epididimal özellikler, vas deferensin varlığı, varikosel teşhisi, rektal muayene ve boy-kilo oranı gibi diğer fiziksel özellikler; kısırlık teşhisinde değerlendirilmesi gereken ilk aşamadır. Fiziksel inceleme sonucunda tespit edilen anormalliklerin birçoğu cerrahi yöntemlerle ve birtakım önlemlerle giderilebilir.
  • Hormonal inceleme: Minimum değerlendirme, serum folikül uyarıcı hormon (FSH) ve testosteron seviyelerinin ölçülmesini içerir. Düşük testosteronu olan hastalarda, luteinize edici hormon (LH) ve prolaktin dahil olmak üzere daha hormonun araştırılması önerilir. Bu hormonlar arasındaki ilişki, çoğu durumda anormalliğin kaynağının belirlenmesini sağlar.
  • Semen analizi: Semen analizi kısırlık teşhisindeki en önemli tetkiktir. Kesin bir sonuç elde etmek için sperm örneğinin doğru şekilde toplanması çok önemlidir. Analiz öncesinde iki ila üç gün cinsel yoksunluk önerilir. Daha kısa dönemler sperm sayısı üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabilirken, daha uzun aralıklar hareketliliği etkileyebilir. Toplama, doğrudan steril bir kaba yapılmalıdır. Normal sonuçları olan hastalarda, tek bir test yeterlidir. Ancak, anormal sonuçlar mevcutsa tekrarlanan bir semen analizi önerilir.

Erkeklerde kısırlık tedavisi var mı?

Erkeklerde kısırlık tedavisi, yapılan teşhis değerlendirmelerin sonucuna göre uygulanmalıdır. Başlıca tedavi yöntemleri şöyledir:

  • İlaç tedavisi: Düşük testosteron düzeyleri mevcutsa doğurganlığı artırmak için gonadotropin enjeksiyonları önerilebilir. Bu tür ilaçlar, vücudu testosteron salgılamak ve sperm üretmek için tetikleyecektir. Retrograd ejakülasyon probleminde de, mesanenin açıklığını kapatmaya yardımcı olmak için psödoefedrin gibi ilaçlar reçete edebilir. Ereksiyon yoksunluğunda ise sildenafil, tadalafil veya alprostadil içerikli ilaçlar yardımcı olacaktır.
  • Cerrahi yöntemler: Semende spermin bulunamaması, genellikle spermleri testislerden penise taşıyan tüpte oluşan tıkanıklıktan kaynaklanır. Buna obstrüktif azospermi denir. Tıkanıklığı gidermek ve doğurganlığı iyileştirmek için cerrahi yöntemler mevcuttur. Tıkanıklığın giderilememesi halinde ise, spermlerin doğrudan testistlerden veya epididim bölgesinden elde edilmesine olanak sağlayan cerrahi sperm toplama seçenekleri değerlendirilebilir. Varikosel probleminde de genişleyen damarların onarılmasıyla birlikte sperm kalitesinin artması beklenir.
  • Yardımcı üreme teknikleri: Kısırlığa neden olan probleme bağlı olarak birkaç farklı teknik uygulanabilir.
  • Aşılama (IUI): Erkek kısırlığı tedavisi için geliştirilen bu yöntemde, aşılama yöntemiyle sperm doğrudan kadının rahmine yerleştirilebilir. Bu esnada kadının yumurta üretimini desteklemesi için, yumurtalıkları tetikleyen ilaçlar alması gerekebilir.
  • Tüp bebek tedavisi (IVF): Kadının yumurta hücrelerinin laboratuvarda sperm ile döllendirilmesinden sonra oluşan embriyoların rahime iletilmesini içerir. Bir veya daha fazla embriyo rahmine aktarılır ve hamileliğin oluşma oranı yüksektir.
  • İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI): Erkek kısırlığı problemleri için geliştirilmiş, tüp bebek tedavisinin bir prosedürüdür. Sperm hücrelerin her bir yumurtaya enjekte edilmesiyle embriyoların oluşturulması amaçlanır. Düşük sperm sayısı varsa mikroenjeksiyon önerilir.

Ayrıca Bakanlığın sayfasını inceleyebilirsiniz



© 2021 OP. DR. ÖZLEM ARAS



© 2021 OP. DR. ÖZLEM ARAS